Göbeklitepe Nerede ? Tarihi Özellikleri Ve Önemi Nedir ?

Şanlıurfa’nın yaklaşık 15 km. kuzeydoğusunda bulunan Göbekli Tepe, dünyanın şu ana kadar bulunmuş en eski tapınakları olduğu sanılan 20 civarı yapı barındırıyor. 2005 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilen Göbeklitepe  , Nisan 2011’de de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girdi.

Geçen 7 senenin ardından aday listesinde yer alan ve tarihi yeniden yön veren Göbeklitepe, Bahreyn’de Temmuz 2018’de  toplanan komitenin kararıyla UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmeye hak kazandı.

2019, “Göbeklitepe Yılı” olarak ilan edildi. Bu da dünyanın ilk tapınağı yani inanç merkezinin ziyaretçi sayısında, geçmiş yıllara oranla daha fazla bir ziyaretçi artışı anlamına geliyor .

Arkeolojik olarak Neolitik A dönemine (M.Ö 9.600 – M.Ö 7.300 yılları) ait olan Göbekli Tepe’de, bir tepe üzerine inşa edilmiş çapları 10 ila 20 metre arasında değişen çok sayıda dairesel planlı yapı bulunmaktadır.

Yapıların ortasında ve çevresinde insan betimlemesi olduğu düşünülen T biçimli sütun taşlar bulunmaktadır. Yaklaşık 20 adet olduğu tespit edilen yapılardan henüz çoğu gün ışığına çıkarılmamış olsa da yapıldığı dönemde insanlığın yaşam biçimi ile ilgili kabulleri altüst ettiği için büyük yankı uyandırmıştır.

Göbekli Tepe’nin tarihlendiği dönem olan Cilalı Taş Devri ya da Yeni Taş Devri olarak da adlandırılan Neolitik Dönem, uzun bir süreyi kapsayan Taş Devri’nin Paleolitik (Kaba Taş Devri, Yontma Taş Devri) ve Mezolitik (Orta Taş Devri) devirlerinden sonra gelen yaklaşık 4 bin yıllık bir dönemdir.

Göbekli Tepe’de bulunan yapılar 3 zamansal katmana işaret etmektedir. En eski katman olan 3. katman M.Ö 10. binyıl aittir. Bu dönemde yapılar dairesel formda ve orta T sütunlar 4-6 metre boylarındadır. M.Ö 9. binyıl dönemine tarihlenen 2. katmanda ise yapılar daha küçük ve dikdörtgen formlu, T sütunlar ise çok daha kısadır. Bu dönemde T biçimli dikilitaşların yüksekliği çoğu yerde 1,5 metreye kadar düşmektedir.

Yapılış ve kullanım amaçlarıyla ilgili hala pek çok cevapsız soru barındıran Göbekli Tepe’deki en eskisi günümüzden yaklaşık 11.600 yıl öncesine tarihlenen yapıların o dönem insanlarının tapınma ve buluşma noktaları olduğu düşünülüyor. İnsanların avcı toplayıcı ve göçebe yaşam biçimine sahip olduğu ve kalıcı yapılar inşa etmediği bir dönemde, yapımı yıllarca sürmüş ve bin yıl boyunca da kullanıldığı tespit edilen böyle bir toplanma merkezinin olması o dönem insanları ile ilgili tanımlamaların yeniden gözden geçirilmesine yol açtı.

Yazı öncesi bir dönem olması nedeniyle yapılış amacı ve kullanım biçimiyle ilgili yazılı bir kalıntı yoktur. Göbekli Tepe’de bulunan yapılar bin yıl kullanıldıktan sonra insanlar tarafından bilinmeyen bir nedenle tamamen gömüldüğünden günümüze kadar çok iyi bir şekilde korunmuştur.

Göbekli Tepe’de bulunan dairesel yapıların yapılış amaçları ne olursa olsun kalabalık insan gruplarının toplanıp vakit geçirdiği bir çeşit tören alanı olduklarına inanılıyor. Her yapı bulunuş sırasına göre alfabetik olarak bir harf ile adlandırılıyor.

Çevresi 10-12 adet T biçimli sütun ile çevrelenmiş ve işlevi itibari ile tapınak olarak nitelendirilebilecek bu yapıların merkezlerinde ise daha büyük boyutlarda, karşılıklı duran iki adet T biçimli sütun bulunmaktadır. Boyları 3 ile 6 metre arasında değişen bu T biçimli sütunların ağırlıklarının da 40 ila 60 ton arasında olduğu tahmin ediliyor.

Sütunların üzerinde bulunan el, kol, kemer ve giysi kabartmaları nedeniyle bunların yüz yüze bakan insan tasvirleri olduğu düşünülüyor.

Göbekli Tepe’deki bu sütunlar üzerine ayrıca çeşitli semboller, kafasız insan ve hayvan tasvirleri de işlenmiş. Kurt kafası, yaban domuzu, turna, boğa, yaban ördeği, leylek, tilki, yılan, akrep, yabani koyun, aslan ve örümceklerin tasvir edildiği bu kabartmaların içinde en sık görülen hayvan tasvirleri ise boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, turna ve yaban ördekleri.

İşlemelerin dışında sütunların üzerinde farklı büyüklükte üç boyutlu kabartma heykeller de bulunmaktadır. Bunların en görkemlisi sütundan aşağı inen formda yapılmış bir aslan kabartmasıdır. Hayvan betimlemelerinin dışında, Göbekli Tepe’deki T biçimli sütunların üzerinde H, halka ve U şeklinde birçok sembole de rastlanmıştır.

Buradaki pek çok motif ve sembolün çevre bölgelerdeki Neolitik döneme ait diğer arkeolojik sit alanlarında da görülüyor olması ortak bir inanış sistemi, mitoloji ve ikonografiye sahip çok geniş bir topluluğun varlığını gösteriyor olabilir.

UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi‘ne kabul edilmesiyle bilinirliği artan ve dünyanın en önemli arkeolojik alanlarından bir olarak kabul edilen Göbekli Tepe hem Türkiye hem dünyadan yoğun ilgi görmektedir.

Göbeklitepe , Neden Bu Kadar Önemli ? Nasıl Gidilir?

Meraklıların neden bu kadar önemli diye sormadan duramadıkları Göbeklitepe Dünya  tarihimizin bilinen en eski ve en büyük tapınağı olma ünvanını taşıdığından dolayı önemli görülüyor.  Devasa sütunlardan ve üst üste dizilmiş tonlarca ağırlıkta taşlardan oluşuyor, inşa edildiği dönemde , günümüzde ki basit inşaat malzemelerinin el aletlerinin olmadığı için inşasının nasıl gerçekleştiği, nasıl yapıldığı hala bir sır perdesi durumunda.

Sütunların ağırlığı ortalama 40 ile 60 ton arasında değişiyor.Tapınağın yapımında  çok sayıda insanın ve çeşitli hayvanların gücünden yararlanıldığı düşünülüyor. Göbeklitepe, insanların avcı toplayıcı olarak yaşadığı dönemlerde düzenli olarak toplantılar yapıldığı ama ne amaçla kullanıldığı hala tam olarak kestirilemeyen antik bir yapı.

Dünyanın en önemli tapınma merkezlerinden biri olan Şanlıurfa Göbeklitepe Ören Yeri, 1963 yılında İstanbul ve Chicago üniversiteleri iş birliği ile bölgede yapılan “Güneydoğu Anadolu Araştırma Projesi” sırasında bulundu. Göbeklitepe’nin keşfi 1963 yılında olsa da kazı çalışmaları 1995 yılında başladı. Araştırmalar günümüzde hala devam ediyor.

1995 ve sonrasında devam eden kazı çalışmalarında  bölgede 6 adet birbirine benzeyen tapınak bulundu. Ancak bu tarihi sit alanı, şimdiye kadar gün yüzüne çıkan bu 6 adet tapınaktan çok daha fazlasını içinde barındırıyor.

Yapılan jeomanyetik çalışmalar, bölgedeki tapınakların 20’yi bulabileceğini gösterdi. Neolitik Dönem’de avcı-toplayıcıların yaşamları ile ilgili gizemli noktalar, Şanlıurfa’da gün yüzüne çıkıyor  ve insanlık tarihiyle ilgili çok daha farklı bilgilerle değişebilir. 

Bu yapıların ortak özellikleri ne?

 İnsanları temsil ettiği düşünülen, dairesel bir biçimde dizilen ve sayıları 10 ila 12 arasında değişen T şeklindeki sütunlar, taş duvarlarla örülmüş. Bu yapının ortasında iki büyük dikili taş, karşılıklı olarak yerleştirilmiş. Tapınağı oluşturan taşların üzerine tasvir edilen hayvan, insan ve soyut varlıkların sembolleri ise kabartma ya da oyma teknikleri ile oluşturulmuş.

Alanın ilk ve en büyük tapınak olmasına ek olarak sütunlar üzerinde yer verilen bu sembollerin, günümüze kadar bilinen ve Neolotik Çağ’dan kalan en eski resimler olması da Göbeklitepe hakkında bilmeniz gerekenler arasında yer alıyor.

Neolitik Çağ’da insan gruplarının oldukça küçük olması ise grupların ilk kez iş birliği yapma ihtimallerinin yüksek olduğunu gösteriyor. Ayrıca bu dönemde insanların eşit olduğu düşüncesi de arkeologlar tarafından kabul görmüş bir anlayıştı. Fakat Göbeklitepe Şanlıurfa, bu görüşü de değiştiriyor.

Çünkü uzmanlara göre bu kadar karmaşık bir yapı, bazı alanlarda uzmanlaşmayı gerektiriyor. Diğer bir deyişle yapının hayata geçmesini sağlayan bazı insanlar uzman, bazı insanlarsa işçi olarak çalışmış olabilirler. Bu durum da tarihte ilk kez bir kamusal alanda eşitliğin olmamasını beraberinde getirmiş olabilir.

Göbeklitepe Hakkında Önemli detaylar

Göbeklitepe, birçok gizemini hala koruyor olsa da arkeologlar yapının fiziksel özelliklerini keşfetmiş durumda. Göbeklitepe’ye gitmeden önce biraz bilgi sahibi olmak isterseniz, aşağıdaki detayları aklınıza not alın.

Sütunların üzerinde yılan, yaban domuzu ve ördeği gibi hayvan kabartmaları bulunuyor

T şeklindeki sütunların üzerine yapılan kabartmalı figürlerde bulunan hayvanların ne amaçla yapıldığı hakkında değişik fikirler ortaya atılmış durumda . Çizilen  yaban domuzu, yaban ördeği, boğa, yılan gibi bölgede yaşayan hayvanların figürleri  kimilerine göre Göbeklitepe’nin muhafızları olarak yada şans için koyulan totem hayvanları olmaları görüşlerinin yanı sıra bu hayvanların bölgede bulunan zamanın kabilelelerinin sembolleri olabileceği de düşünülüyor. Ayrıca sütunlardaki aslan tasvirleri de Neolitik Çağ’da bu bölgede aslanların var olması ihtimalini güçlü kılıyor.

Buğdayın ana yurdu Göbeklitepe kabul ediliyor.

Bulunan kalıntılara bakıldığında buğday’ın  ilk olarak Göbeklitepe civarında yetiştirildiği düşünülüyor.

Bira üretimi için tarım yapıldığı düşünülüyor.

Araştırmaların ve incelemelerin ışığında, Göbeklitepe’de bulunan tahıl örnekleri üzerinde fermantasyon belirtileri saptanmış. Tapınak kalıntıları çevresinde bira varilleri olduğu düşünülen ekipmanlar bulunmuştur.  Bunun üzerine teori geliştiren bilim insanları, Göbeklitepe’nin aynı zamanda erken dönem alkollü içecek üretimi konusunda bir ilk olduğunu düşünüyorlar.

Göbeklitepe, İnsanlar Tarafından Gömülmüş olabilir.

Dairesel yapının içerisindeki kireç taşı ve toprak yapısının homojen olması, Göbeklitepe tapınağı içerisinde bulunan  pek çok kalıntının tapınak kapatılmadan önce temizlenmesi kasti olarak  kapatıldığını gösteriyor. Henüz “Göbeklitepe neden gömüldü?” sorusunun cevabını bilen yok.

 Sıvı geçirmeyen zeminler

Zeminlerin özellikle sıvı geçirmeyecek şekilde tasarlanmış olması ve  böyle bir zemine ihtiyaç duyulmasının amacın ise, tarihin en eski tapınağında kan, alkol vb. sıvı maddelerle ritüellerin gerçekleştirildiği fikrini ortaya çıkartıyor.

Göbeklitepeye Nasıl Gidilir ?

Şanlıurfa Havalimanından Göbeklitepe’ye direkt olaak gitmek için özel aracınızın olması gerekiyor. Yaklaşık 36 kilometre uzaklıkta bulunuyor . Havalimanından direk olarak gidebileceğiniz herhangi bir toplu taşıma aracı yok. Önce şehir merkezine geçip oradan Göbeklitepe’ye ulaşabilirsiniz.

Şanlıurfa şehir merkezinin 18 kilometre doğusunda bulunan Göbeklitepe, Örencik Köyü yakınlarına konumlanmış. Şehir merkezinden araç ile buraya gitmeyi düşünüyorsanız D400 otoyolu üzerinden yaklaşık 20 dakikada oraya ulaşabilirsiniz.

Avatar

Author: bigitsek.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir